Balon

seneler geçip yaralar kaldığında
farkına varıp beyhude çabaların
yürüdüm şehirler boyu.
keskinliklerimi pembeleştirdim
çocukluk hayaletimi dedemin mezarıyla birlikte gömdüm
eski aşığımı bir darağacının altında uyuttum
ruhlardan ruhlara gezdim
yürekten yüreğe görünmeyen yollar açtım
huysuz görünüşler edindim
süslü sahte maskeler taktım
derelerden okyanuslara kadar gözyaşı döktüm
hiç doğmamış insanlara yeminler ettim
bir bakışla bin evrende varlığımı hissettim
sarsıcı düşüncelerimin elinden tuttum
hayatımı bir ortaçağ rahibine adadım
bedenimi yenilgi saydım, ruhuma bir tanrı gibi taptım.

gizli bir hazine olarak bilinç

Yüksek bilincin metaforik gözü her yerde ve her şeyin içinde bulunabilir.

Tüm insanlık -genel olarak bilinçdışı düzeyde fakat kimi zaman da bilinç düzeyinde- bağlantıdadır. Bu kozmik bağlantıya bazen kolektif bilinçdışının idrakıyla bazen de üzerine çalışılmış bir yüksek benlik farkındalığıyla ulaşılabilir. Sosyal rollerimiz ve maddesel arzularımıza bakmaksızın her birimiz birbirimize ve doğal olarak evrenle bağlantılı bireyleriz. Burada değinmek istediğim noktalardan biri de simya disiplininde yer edinmiş ve oldukça popüler olmuş ‘as above so below.’ kavramı. Kelime anlamını Türkçe’ye çevirdiğimizde ‘yukarıda olan aynı zamanda aşağıda.’ cümlesini görüyoruz. Ancak bazı okültist yorumculara göre kavram farklı varoluş düzlemleri arasındaki bağlantıyı açıklıyor. Böylelikle makro evren ve mikro evrenin aslında birbirine bağlı ve özünde aynı olduğu yorumu net olarak ortaya çıkıyor. Kısaca, sürekli genişleyen evrenin tamamıyla aşağıda diğer bir değişle mikro evren yani insanın içinde bulunduğu söylenebilir.

Biz insanlar, her birimiz kendi ruhsal duyularımızı güçlendirerek diğer bir deyişle
onların üzerinde çalışıp farkındalığımızı arttırarak azımsanamayacak derecede bilgi ve yaratım ağlarına sahip evrensel bilinçle bağlantı kurabiliriz. Varlığımızın gücü bizi evrenin sonsuz bilgeliğine bağlar. Her şeyin birbiriyle bağlantıda olduğunu unutmamak gerekir. İnsan yaşamında nesnelerden tamamen özgür olma bir düş kadar yanıltıcıdır. Yakından baktığınızda bağımsızlığın aslında bir illüzyon olduğunu görürsünüz.

Her birimiz yaşamın büyük duvar halısında, evrensel ağın içinde muhteşem bir denge ile dünya ailesi olarak dikilmiş durumdayız. Bilincimizin gemici düğümü kadar sağlam parçalarla birleşmesi bunun güçlü bir nedeni olabilir. Bu yüzden işleyen paradigmayı korkudan sevgiye dönüştürme gücünü kendi içinizde hissedin. Fakat kalıcı değişim istiyorsak her birey bunun üzerinde çalışmalı. Özümüzde sahip olduğumuz ‘birlik’ bilinciyle bir arada olmalıyız.

Kozmik bilinci kendi içinde belki de bu vesileyle dünyada uyandırmaya hazır mısın?

Ölüm melankolinin düşmanıdır.

‘Böylece karanlık, ışığı oluşturmalı ve durağanlık da dansı.’ T.S. Elliot

Ölüm ile ilgili inandığınız tüm yargıları yıkmaya geldim. Ölümü melankoliyle bağdaştırırken bir kez daha düşünün. Çünkü melankoli, yitirmeye bağlı bir keder değildir. Yitirme diye bir şey yoktur, geçmiş şimdi ve gelecek eş zamanlıdır. Bu yüzden hiç sahip olmadığınız bir şeyin ölümüne tanıklık edemezsiniz. Sahiplenme duygusuyla ‘yalnızca benim’ dediğiniz her ne varsa aslında sizin olmadığı gerçeğinin farkına varmak, bunu idrak etmek ve yüzleşmek; İşte melankoli budur. Kızgınlık, korku ve mutsuzluk arası bir içerleme: dar bir tünel, keyifsizlik, yoğun acı, baş dönmesi…

karanlığı..

…neden yaşamalısınız?

  • Çünkü ölüm; kaos, yok oluş değildir. yeniden doğuş, farkındalık ve ruhun çözülmesidir.
    • *Bedenin dirilmesi, her şeyi kucaklayan yeni bir yaratım edimidir ve tamamen kutsal bir süreç olan kurtuluş ile bağlantılıdır* Oscar Cullmann
  • Eskinin çürümesiyle yeniye yer açılması gerekmektedir. Ölüm melankolinin düşmanıdır çünkü melankoli eskiyi besler, sürece izin vermez. Yıkımı kabullenip, daha iyisini yaratmanın dostudur ölüm. Bu sebeple kişinin üstün versiyonuna ulaşması için önceki koşulları yıkması şarttır.

Gelenekçi dünya düzeninde veya tarihin çeşitli dönemlerinde yaygın olmakla beraber, Ölüm, bir çok kültürde ikinci bir doğuş, yeni bir tinsel(ruhsal) varoluşun başlangıcı addedilir veya addedilirdi. Bununla beraber ölüm bir başlangıçtır, daha yüksek bir bilinç seviyesine ulaşmaktır. Kişinin acıya teslim olması değil ölümü kucaklaması gerekir.

Bu yüzden bir kez daha yüksek sesle! Ölüm melankolinin düşmanıdır!

Balon

seneler geçip yaralar kaldığındafarkına varıp beyhude çabalarınyürüdüm şehirler boyu.keskinliklerimi pembeleştirdimçocukluk hayaletimi dedemin mezarıyla birlikte gömdümeski aşığımı bir darağacının altında uyuttumruhlardan ruhlara gezdimyürekten yüreğe görünmeyen yollar açtımhuysuz görünüşler edindimsüslü sahte maskeler taktımderelerden okyanuslara kadar gözyaşı döktümhiç doğmamış insanlara yeminler ettimbir bakışla bin evrende varlığımı hissettimsarsıcı düşüncelerimin elinden tuttumhayatımı bir ortaçağ rahibine adadımbedenimi yenilgi saydım, ruhuma bir…

gizli bir hazine olarak bilinç

Yüksek bilincin metaforik gözü her yerde ve her şeyin içinde bulunabilir. Tüm insanlık -genel olarak bilinçdışı düzeyde fakat kimi zaman da bilinç düzeyinde- bağlantıdadır. Bu kozmik bağlantıya bazen kolektif bilinçdışının idrakıyla bazen de üzerine çalışılmış bir yüksek benlik farkındalığıyla ulaşılabilir. Sosyal rollerimiz ve maddesel arzularımıza bakmaksızın her birimiz birbirimize ve doğal olarak evrenle bağlantılı bireyleriz.…

Zen gölgesi

durağanlık bir kez daha rövanşta gözlerim hadsiz bir dalga gibi telaşlı tuzlu köpüklerimle ben  en soylu sandalın en güzide tahtasıyız. odam tüm dünyevi telaşeye rağmen,ölüm kadar durgun anlam seyrinde bir pencere perdesi anlamsızlığın içinden taşan anlam kırıntıları soluk benizli bir cizvite adanmıştı.

Saygı merakı?

‘İnsanları mutsuz eden olanlar değildir, olanlara sebep olan prensiplerdir.’ -Epiktetos

Kişisel amaçlarımız başkalarından saygı görmeye bağlı olmamalıdır. Dışarıdan gelen bir kaynak veya düşünce kişinin kendi erdemini yaratmada yardımcı olmaz, buna ulaşmak için kendini tanımalı ve gerçekten kendi emeğini harcamalıdır. Bedenden ayrı olarak kendinizin üst versiyonuna mükemmel insanlarla arkadaş olarak, onlarla vakit geçirerek ulaşamazsınız. en iyi mekanlarda bulunarak, en iyi yemekleri yiyip, En iyi doktorda en iyi estetik operasyonunu geçirerek de ulaşamazsınız. Bedenin sağlıklı olmasını istiyorsak önce ruhu mükemmelleştirmeliyiz.

Başka insanların size gösterdiği saygı, sizin kişiliğinizle uyum içinde değilse ve sizi mutlu etmiyorsa bunun size hiçbir yararı yoktur ve bir o kadar da anlamsızdır. Başkalarından hayranlık beklemeden, kendi yararlı işinizi yapın. Hiçbir dış kaynak, benliğinizin ihtiyacı olan erdemi ve kişilik özelliklerini bilemez. İnsanlardan ‘takdir görmek için’ bir şeyler yapmayı bırakın. Kendinize hizmet edin. Başkalarının kölesi olmayın.

Varoluş treni

yaşamı tekdüze kabul etmek;

ölü ve durgun

durgun ve planlı

ustaca düzenlenmiş duygularla ciğerini söken bir sıradanlık

baktığım her yüzde aynılığın dayanılmaz sıkıcılığı

çıkamadığım kasvetli döngü

beslediğim ve büyüttüğüm karanlık yanım

düzenin getirdiği kaosla beraber eskimiş eşyalarız biz

değer uğruna fedakarlık yapılacak bir kavram değil

ve biz kendi yıkıntımızda inançsız oturuyoruz.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın